Kayıtlar

Sahibinden 2019 Model Yeni Yıl

Resim
Havalardan heralde insanın canı depresyon çekiyor. E bu kız da durur mu? Yapıştırdı depresyonu. Ama neyse ki pistlere geri döndüm. Malum yılbaşı yaklaşıyor... Yılın en sevdiğim zamanı. Her yer ışıl ışıl... (eskiden hediyeler de derdim de malum ekonomik krizdi dolardı avroydu derken kala kala kırmızı dona kaldık) Netflixteki aşırı romantikli noel temalı filmler de yükleniyor, ohh mis! (Depresyondan çıkıp daha büyük depresyona girmelik filmler desek daha doğru olur!) Tabi yine yeni yıla bekar giriyoruz hamdolsun. Öyle filmlerdeki gibi aşık falan oluruz Allah korusun. Hem zaten hadi aşık olduk diyelim bu ödemlerle çocuk karda nasıl sarılıp çevirsin beni. Biraz realist olalım, rica edeceğim. Her neyse 2019, burcum için aşk yılı olacakmış. Bakın olmazsa çirkinleşirim arkadaşlar. Şaka bir yana yılbaşı; yeni umutlar, yeni maceralar fakat aynı kadro aynı mekanlar... Umarım herşey hepimiz için çok güzel olur. Şimdiden iyi yıllar! :) Kar yağarken olmasını beklediğim...   Aslında ola...

Can Kırıkları

Büyük bir karmaşanın içerisinde yaşıyoruz. Tabi buna yaşamak denirse! Her gün bir yerlere yetişmeye çalışıyor, güler yüzlü olup insanları memnun etmeye çabalıyoruz. Ailemize iyi bir evlat, arkadaşlarımıza iyi birer dost olmaya çalışıyoruz. Bu karmaşada kimimiz sevdiği işi yapamıyor, istediği okula gidemiyor veya hayalindeki aşkı bile yaşayamadan yaşlanıyor. Yarım kalan bir çok hikaye var aslında... Dışarıdan herkes çok mutlu gözüküyor, farkındayım. Ama değil. Hiç değilse bir kısmı çok güzel rol yapıyor. Peki, bu hep böyle mi gidecek? İstediğin işi yapıp, hayalindeki evde yaşayıp, istediğin kişiyle mutlu bir hayat sürmek mümkün değil mi? Belki... Eğer şanslıysan. Ancak ben arkadaş konusunda maalesef şanslı bir insan değilim. Özellikle çok yakın arkadaşım, kardeşim dediğim insanlar tarafından yüzüstü bırakıldım. Geleceğe dönük diğer konularda belki şans yüzüme güler mi bilmem ama o günlere geldiğimde kalbimde bolca can kırıklarım olacak onu biliyorum. Her şeye rağmen güzel günler görece...

Tarkan’ın da dediği gibi yanlış zaman yanlış insan!

Hepimiz sıkılmadık mı yanlış insanlara verdiğimiz değerlerden, zamanlardan... Muhakkak birçoğumuz gibi ben de aslında hiç de değmeyecekmiş dediğim insanlara dünyaları verdim. Çocukluğumdan beri yanlış insanlara aşık oldum, dostluk kurdum ya da yanlış insanların peşinden koştum. En büyük kazıkları en sevdiğim dediklerimden yedim. Her defasında o bunu yapmaz dediğim herkes herşeyi yaptı. Peki akıllandım mı? Asla. Büyüdüm ve bunlara yine devam ediyorum. Hayatım Tarkan’ın kış güneşi parçasında dediği yanlış zaman yanlış insan denkleminde devam ediyor. Ama bu sefer sanki doğru insanı bulmuş gibi hissediyorum. İnşallah o doğru kişidir. İnşallah bu sefer de kalbim paramparça olmaz ve inşallah bu sefer karşımdaki de beni gerçekten sever. Aşkta, dostlarda yüzü çok da gülmeyen biri olarak inanıyorum ki çocukken dinlemekten hiç bıkmadığım masallardaki gibi mutluluğa ulaşacağım. Unutmayın insanlar ne kadar kötü olursa olsun siz yine de doğru olmaktan asla vazgeçmeyin. Dünyayı iyilikle, iyiler kur...

Bir Minik Veda ve Yeni başlangıçlara...

Artık özlemiyorum seni. Alıştım sanki yokluğuna ki zaten sen hiç bir zaman olamamıştın yanımda... Seni en masum şekilde sevmiştim ama artık yoluma devam etmeliyim. Seni severken o kadar güzel anılar biriktirdim ki onları hayatım boyunca tatlı bir tebessümle hatırlayacağım. Ama artık seni geride bırakıp, tıpkı senin yaptığın gibi, ben de yoluma devam etmeliyim. İnşallah seni sevdiğim gibi yine sevebileceğim biri çıkar karşıma ama bu sefer o da aynı şekilde sever beni... Alışkanlık olmuş bugün okula gittim ve tuvalete koştum. Saçımı düzelttim. Belki seni görürüm umuduyla... Göremedim. Bir dönem okulun her bir köşesinde seni görebilmek umuduyla geçtiğim yerlerden geçtim. Bundan 4 sene öncesine dönmek istedim. Hepimizin ruhunda yarım kalmış anılar yok mudur? İşte O.'da benim ruhumda yarım kalmış bir anı olarak kaldı. Bugün veda ettim sana. Hoşça kal sevgili. Güzel şeyleri göreceğimiz bahar ve yaz akşamlarına...

Hayat sizi felçli Firdevs Hanım olmaya sürükler bazen...

Hayatınızda bir an vardır hani saniyeler, dakikalar dursun istersiniz ya hah işte ben onu 14 Mayıs 2014’te tam da okulda yaşadım. Ama başıma gelenlerden önce bir iki şey söylemek istiyorum. Filmlerde işlenen aptal aşık olayının abartıldığını, kendimce o kadar da olamayacağını düşündüğüm sahnelerin neredeyse en beterini yaşadım. Hayat işte… Yine tabii ki de bir gün okuldayım. (İnanmazsınız.) Salaş bir tişört giymişim, bakımsızım çünkü neden 1 haftadır beyefendiyi görmemişim. (Sanki sevgiliyiz tövbe Yarabbi. Neyin tribindeysem!) Farklı üniversitede okumasına rağmen bizim sınıftaki Ahmet’ten daha çok bizim okula gelmiş olan canım kuzenim Gizem ile okulumuzda oturuyoruz. Bu arada anlatmayı unuttum; bizim kız da benimkinin yakın arkadaşına yanık! Al sana düşük bütçeli Türk gençlik dizisi. Neyse Gizem’inki (Ozan) tam ön masamızda oturuyor. (Bu arada masalar dediğim de piknik masası 2 tane yan yana. Siz canlandırın işte) Biz de Gizemle Yarabbi panikten konuşacak konu bulamıyoruz ama başka...

Pamuk prenses hikayesindeki 7. cüce benim!

Özellikle yılbaşı zamanı, Netflix’te de popüler olan romantik ve yılbaşı temalı filmleri izlemek en büyük keyfim sanırım. Klasiktir ve her zaman esas kız, esas oğlana kavuşur ve dışarıda tabii ki de aşırı romantik kar yağmaktadır. Allah aşkına “hangimiz yılbaşında yaşıyoruz şu sahneyi!” dedirten filmler işte. Yahu bizim ülkede yılbaşında kar yağma olasılığı benim esas oğlana kavuşma olasılığımdan da karmaşık! E malum küresel ısınma falan ama tabi bunu konuşmayacağım burada. (öyle parayı basıp yılbaşı için yurtdışına çıkanları sakince pistten alalım) Her neyse siz anladınız dediğim filmleri. Gel gelelim bizim esas oğlan kayıp! Herkes kendi masalının kahramanı sonuçta; kimimiz esas oğlanı geç buluyor, kimimiz çok daha erken yaşta kocişinin bal porsuğu oluyor. Bal porsuğu olmadığım için şahsım adına mutluyum lakin “O da mı evlenmiş?” muhabbetlerinin döndüğü en pis yaşlardayım. Ben daha hayatımı oturtamamışken, lise arkadaşımın evlenmesi, hatta attığı 283792 instasnap ile hamile olduğu hab...

Uzun Lafın Kısasına Nereden Gidebiliyoruz?

  Aşk konusunda gerçekten, şanssız biriyim. Ama bunun sebebini çocukken kilolarım zannederdim ki bence hala o dönemde öyleydi diye düşünüyorum. Çocukken, insanlar birbirlerine karşı maalesef daha acımasız oluyor. Özellikle eskiden, şimdiki gibi fotoshoplar falan yoktu ve kiloluysan ‘şişko patates yarım kilo domates’ gibi birçok tekerlemeye maruz kalıyordunuz. Hala bile çok özgüvenli bir insan değilim. Galiba olayın en başından, ilkokul çağlarımdan gelen bu tarz olaylar etkili oldu zannediyorum. Her neyse konu acılı çocukluk anılarım değildi. Aşk konusuna dönecek olursam evet o dönemdeki kilolarım, aşk hayatımı biraz etkilemiş olabilir. Lakin büyüdükçe fark ettim ki kilolu olmak buna pek engel oluşturmuyor. Şuan da bile etrafımda kilolu olup güzel ilişkiler yaşayanlar var. Demek ki sorunumun tamamını kilolarım oluşturmuyormuş. Peki, sorun neydeydi? Vallahi inanır mısınız, hala bilmiyorum. Bence ikinci sorun çocukken çok kitap okumamdı. Okumaya başlamadan önce bile kitap delisi bir...