Kayıtlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Uzun Lafın Kısasına Nereden Gidebiliyoruz?

  Aşk konusunda gerçekten, şanssız biriyim. Ama bunun sebebini çocukken kilolarım zannederdim ki bence hala o dönemde öyleydi diye düşünüyorum. Çocukken, insanlar birbirlerine karşı maalesef daha acımasız oluyor. Özellikle eskiden, şimdiki gibi fotoshoplar falan yoktu ve kiloluysan ‘şişko patates yarım kilo domates’ gibi birçok tekerlemeye maruz kalıyordunuz. Hala bile çok özgüvenli bir insan değilim. Galiba olayın en başından, ilkokul çağlarımdan gelen bu tarz olaylar etkili oldu zannediyorum. Her neyse konu acılı çocukluk anılarım değildi. Aşk konusuna dönecek olursam evet o dönemdeki kilolarım, aşk hayatımı biraz etkilemiş olabilir. Lakin büyüdükçe fark ettim ki kilolu olmak buna pek engel oluşturmuyor. Şuan da bile etrafımda kilolu olup güzel ilişkiler yaşayanlar var. Demek ki sorunumun tamamını kilolarım oluşturmuyormuş. Peki, sorun neydeydi? Vallahi inanır mısınız, hala bilmiyorum. Bence ikinci sorun çocukken çok kitap okumamdı. Okumaya başlamadan önce bile kitap delisi bir...

Son GPS bükücü

  Siz de daha önce asla yapmam dediğiniz bir şeyi aşk yüzünden yaptınız mı? Aklınıza pis veya anormal şeyler gelmesin. Mesela ben sırf bu arkadaş yüzünden Nişantaşı’nda elimde telefonun GPS’i, check-in attığı yeri bulmak için ara sokaklarda turladım. Yanımda müthiş partnerim kuzenim Gizem ile mekanın hemen yanındaki mekana oturduk. Onun yanında biri vardı. Önce tam seçemedim ama daha sonra lenslerimin gücü adına diyip kendimi zorladım ve yanında bir kız olduğunu gördüm. Tabi efkardan çayı sıcak sıcak shot atıp, boğazımı haşladıktan az bir süre sonra mekandan kalktıklarını gördüm. O anda tuvalete mi kaçsam, masanın altına mı saklansam derken; ikili hemen yan tarafımızda durdu. Telefonumu hemen elime alıp konuşuyormuş gibi yapmak en akıllıca tercih gelmişti ki; daha sonrasında telefonu ters tuttuğumu fark edene kadar. Tabi bu fark etme onlar gittikten sonra olmuştu. Hala kafamda bir sorudur, görüp görmediği. Neyse ben telefonla konuşuyormuş gibi yaparken, kızın TAM DA bizim masanın y...

Ufak Tefek Şizofreniler

  Okulumuzun sınıf kapıları ilk yıllar tamamen camdı ve koridoru, hatta karşı sınıfın içini dahi çok net bir şekilde görebiliyordunuz. Bu benim için tabi ki de şahane bir fırsata dönüşmüştü. Çünkü -Allah’ın işi işte- tam da aynı gün ve saatte yan sınıfımda onun da dersi vardı. İlk biz derse giriyorduk, tam 10 dakika sonra onlar. Bu aptal çocuk her derse girişte önce bizim sınıfa bakar daha sonra sınıfına geçerdi. Yani hem şerefsiz, hem de çok tatlıydı. Bu ikilemin beni biraz yıprattığı o dönemlerde, yapılan stalklar ile çocuğun bir süre sonra sevgilisinden ayrıldığını kesinleştirdik. Tabi ben ne yerdeyim ne gökte. Kızları da bu konuyla sürekli baydığım için onlar da son derece keyifli. Okulda bir bayram havası. Gel gelelim bu arkadaşımız sevgilisinden ayrıldı ama kesinlikle hiçbir hareket yok. Allah rızası için bir gelip konuşayım demek yok. Birbirimize öküz-tren kombinasyonu içerisinde sürekli bakıyoruz. Bu kadar. Hatta bir süre sonra o kadar abarttık ki kafamızı bile çeviriyoruz ...

Zamanda yolculuk yaparken kemer bağlayan ben...

    Sevgilisi olan bir erkeğe, ne kadar âşık da olsam, normal şartlar altında bakan biri değilim lakin sevgilisi olan erkek kişisi size sürekli bakıyorsa o zaman bir zahmet bakıyorsunuz.   Kardeşim zaten seni görmüşüm, beğenmişim bir de ekstradan sevgilinle öpüşmeni görüp Filiz Akın’a dönüşmüşüm; ne diye kafa karıştırıyorsun? İşte tam da o günden sonra neredeyse her gün gördüm onu.     Sürekli platonik aşk olaylarına alışık biri olarak, bu şahıstan da herhangi bir olay beklemiyordum tabi ki. Ancak olaylar normalden biraz daha sarpa saracaktı ve biz 3 yıla yakın bir süre, sevgili arkadaşlarımın dahi anlayamayacağı bir evreye gelecektik. Yaşadığım trajikomik olayları anlatmadan önce belirtmeliyim ki; o günlerimi gerçekten özlüyorum. Sonuçta her gün okula kalp çarpıntısıyla gitmek ve onu görebilmek heyecanı müthiş bir keyifti. Sırf bu yüzden her gün normalden daha erken kalkıp kendine bakmak… Tabi o günlere dair bir sürü de pişmanlığım var ki, onu da bu yaşıma ...

Ne diyebilirim ki?!

Hayatta sadece bir kere âşık olma hakkımız olduğuna dair söylentiler duyduğum şu genç yaşımda, bu teoriye inanmamak için elimden geleni yapıyorum. Lakin benim 3-4 yıl önce yaşadığım şey aşk ise; hapı yuttum. Hadi bana geçmiş olsun! Size Yaprak Dökümü ve Aşk-ı Memnu kıvamındaki hayatımı anlatıyorum. Maalesef diğer kız arkadaşlarım gibi ilkokulda, ortaokulda veya lisede çifter çifter sevgili yapamadan üniversiteye geldim. Çünkü o zamanlar tam olarak bir Ugly Bety durumum söz konusuydu. Kiloluydum, gözlüklüydüm ve hatta ergenliğimin kökünde yani lise 1’de tel bile taktım. Anlayacağınız durumum vahimdi. Lakin velhasıl kelam üniversiteye geçtim. Aramızda kalsın, özel bir üniversite ve tam burslu. Hı tabi sevdiğin, istediğin bölüm müydü diye sorarsanız değildi. Nimet Abla felsefesini tutturduğum tek olay üniversite tercihimdi sanırım. Özel okul, tam burs tutmaz dedim, yazdım. Tuttu. El-mecbur başladım okula. O dönem Adını Feriha Koydum kafaları daha yeni bitiyor, tabi gözler özel okulda Em...